Amerikan basınında bu sabah -Amerikanın Sesi-VOA

Ortadoğu uzmanı Ferit Zekeriya, Washington Post’ta yer alan yazısında, Başkan Obama’nın Libya’ya askeri müdahalede bulunmaya karar verdiğinde bunun uluslararası bir çaba olacağını, Amerika’nın başlangıçta liderlik konumunda olsa da çok çabuk şekilde geriye, destekleyici role döneceğini, Amerika’nın doğrudan operasyonunun dikkatli şekilde kısıtlanacağını söylediğini hatırlatıyor, ancak iki hafta içince özellikle Washington’da bazı çevrelerin Başkan Obama’yı bu amaçlardan vazgeçirmek için baskı uyguladığını, Amerikan ordusunun daha kapsamlı bir hava harekatına girişmeye başladığını öne sürüyor. Zekeriya şöyle devam ediyor:

‘Başkan Obama’nın operasyonun başlangıcında kullandığı dolambaçlı sözlerin Pazartesi günkü konuşmasında yerini nasıl daha kapsamlı bir söyleme bıraktığına dikkat edin. Ayrıca Kaddafi güçlerine yönelik hava saldırılarının sivilleri koruma amacının çok ötesine geçtiğini, saldırıların artarak çabuk ve kolay bir zaferin hedeflendiğine de dikkat edin. Başkan yaptığı konuşmada Libya’daki en büyük emeli olan Kaddafi’yi devirmenin kısıtlı askeri imkanlarla nasıl başarılabileceğine açıklık getirmedi. Aradaki açığı kapatmanın iki yolu vardır, ya imkanlarınızı arttırırsınız ya da amaç ve beklentilerinizi azaltırsınız. Amerikalı devlet adamları kısıtlı askeri imkanlarla Amerika için hayati önem taşımasa da yine de önemli olan dış siyaset çıkarlarını desteklemenin yollarını aramıştır. Bunun örneklerini Grenada, Lübnan, Somali, Bosna ve Kosova’da gördük. Amerika tam bir savaşa girmeden askeri gücünü kullanmanın yollarını aramıştır.  Amaç, emellerimiz ve seferber etmeye hazır olduğumuz imkanlarımız arasında denge kurmaktır. Savaşın maliyetine ilişkin soru sormayı bırakıp imkanlarımızı arttırdığımız anda kendimizi Vietnam’da bulmuştuk. Başkanlar büyük emellerin liderleri olmak ister. Ancak söyleminiz ne kadar muazzam olursa askeri misyonun kapsamı da o derece genişler. Amerika da aşiretlerle dolu, güçlü kurumlardan ve sivil toplumdan yoksun, Kaddafi’nin 40 yıllık çılgınlığının mahvettiği bir Libya’nın geleceğinden sorumlu hale gelir. Washington, azıcık daha askeri gücün Kaddafi rejimini yıkacağını umuyor. Kısıtlı müdahalelerden elde edilecek başarılar da kısıtlı olabilir. Ancak kısıtlı müdahaleler yıkıcı başarısızlıkları da engelleyebilir.’

Boston Globe ise aybaşında Mısırlı seçmenlerin alelacele hazırlanmış seçim takvimine onay vermesinin Hüsnü Mübarek’i deviren Facebook devrimcilerini hayal kırıklığına uğratsa da referandumun genç ve laik eylemciler ve Amerikalı siyasetçiler için önemli bir mesaj içerdiğini, bu mesajın, sağlam bir demokrasinin tek bir seçimle inşa edilemeyeceği, uzun yıllar alacağı olduğunu yazıyor. Yazı şöyle devam ediyor:

‘Mısırlı seçmenler anayasanın sekiz maddesinin değiştirilmesini büyük çoğunlukla kabul etti. Demokrasi yanlıları, yeni siyasi partilerin oluşturulmasına olanak tanıyan ve cumhurbaşkanının görev süresini iki dönemle kısıtlayan değişiklikleri desteklese de Eylül ayında parlamento, Kasım ayında da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacak olmasının, yeni grupların örgütlenmesi için çok az zaman tanıdığını düşünüyor. Eğitimli ve kentli gençler edinilen kazanımların Müslüman Kardeşler örgütü ya da eski rejimin yeni oluşumu tarafından ellerinden alınacağı kaygısını taşıyor. Mısır’da sadece bu iki grup, ulusal örgütlenmeye sahip ve seçimlerde hemen yarışmaya hazır. Hem Mısırlı eylemciler, hem de Obama Yönetimi yapılacak seçimlerde öğrencilerin ve gençlerin arzuladığı değil, kırsal kesimlerde yaşayan dindar köylülerin istediği yönde bir hükümet oluşturulmasına hazırlıklı olmalıdır. Seçimlerde dindar muhafazakarlar ve Mübarek’in eski rejiminin yandaşları çoğunluk sağlasa da laik liberaller ve Mısır’ı demokratik bir ülke olarak görmek isteyen Amerika, umutlarını yitirmemeli. Bu yılki seçimlerden sonra devrimcilerin iktidar rekabeti içine gitmelerini sağlayacak fırsatlar olacaktır.’

Washington Times ise devrilen Arap hükümetlerinin İslamcı devrimcilerin elini güçlendirdiğini, El Kaide’nin Başkan Obama’ya teşekkür edecek duruma geldiğini savunuyor. Gazete şöyle devam ediyor:

‘Danışmanları, Başkan Obama’nın Arap dünyasındaki ayaklanmaları hareketlendirmesini ve Libyalı asileri kurtarmasını başarı olarak nitelendiriyor. El Kaide ise tüm bunları Allah’ın bir lütfu olarak değerlendiriyor. El Kaide liderlerinden Enver El Evlaki, örgütün İngilizce yayınlanan dergisi Inspire’da ‘Değişim Dalgası’ başlıklı yazısında ‘Tunus, Mısır, Libya ve diğer Arap ülkelerindeki mücahit kardeşlerimiz 30 yıllık  bunalımdan sonra en sonunda rahat bir nefes aldı. Mısırlı akademisyen ve eylemcilerin ifade özgürlüğüne kavuşması mücahitler adına ileriye atılmış büyük bir adımı temsil ediyor’ diyor. El Kaide, Ortadoğu’da cihat hareketinin önündeki en büyük engelin ‘dönek rejimler’ olarak tanımladığı, Batı yanlısı otoriter liderler ve hükümetleri olduğunu düşünüyordu. Bu rejimler birer birer devrildikçe İslamcıların onyıllardır uğruna çaba harcadığı radikal değişim için gerekli ortam da oluşuyor. El Kaide’nin ve Libya’daki radikal grupların etkisini arttırması Başkan Obama’nın Şafak Yolculuğu operasyonun sonunu nasıl getireceği sorusunu gündeme taşıyor. Beklentilerinin çok yüksek olduğunu söyleyen El Kaide liderleri, 10 Eylül 2001‘den beri hiç bu kadar heyecanlanmamıştı.’

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir