Amerikan Basınından Özetler- VOA

Wall Street Journal, Washington Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Soner Çağaptay’ın Arap dünyasında baskıcı rejimlerin yıkılmasından sonra ortaya çıkacak siyasi oluşumlara örnek olarak gösterilen Türkiye modeline ilişkin bir yazısına yer veriyor. Çağaptay, yazısında şöyle diyor:

‘Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye’yi köktendinci bir ülke haline getirme amacında değil, ancak partinin muhafazakar politikaları istemeden de olsa bu sonuca ulaşabilir. Dar bir alanda tanımlanan dini inanç, politikaya yön veren temel ilke haline geldiğinde, köktendinciler siyasi alanda daha rekabetçi hale geliyor ve dine dayalı kuralların uygulanmasına ilişkin talepleri artıyor. Türkiye’de laiklik yanlılarının en büyük sorunu, AKP’nin dini değerleri kucaklaması değil. Daha büyük olan tehdit, aşırı dincilerin AKP’yi yeteri kadar Müslüman olmamakla suçlamasıdır. Geçen Kasım ayında Diyanet İşleri’nin ılımlı başkanı Ali Bardakoğlu görevinden alınmış, yerine muhafazakar Mehmet Görmez atanmıştı. Görmez’in ilk icraatıysa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kadın kolu başkanı Ayşe Sucu’yu görevden almak oldu. Baş örtmenin kadınların insiyatifine bırakılması taraftarı olan Sucu’nun görevden alınması, İslam’ın kişisel yorumlara açık olmadığını savunan dincileri çok sevindirmişti. Öte yandan AKP’nin güdümündeki Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun Muhteşem Süleyman’ın içki içerken gösterildiği televizyon dizininin yayınlandığı kanala uyarıda bulunması, Türkiye’deki içki kültürünü yavaş yavaş yok etmek isteyen radikallerin elini güçlendirdi. AKP’nin yeni Kürt politikası da aynı doğrultuda. Haziran ayındaki seçimlerden önce Kürtlerden gelecek oyları arttırmayı amaçlayan AKP, Kürtlerle Türkler arasındaki ortak paydanın İslam olduğunu vurguluyor. Türkiye’deki bu kayma Amerika ve Avrupa için de kötü haber. Türk toplumunun radikalleşmesi olasılığı, özellikle Türkiye’nin İran, Suriye, Libya ve Ürdün gibi Müslüman ülkelerle vize kısıtlamalarını kaldırdığı bir dönemde kaygı unsuru haline geldi. Bu girişim, Türkiye’deki radikal örgütler arasındaki bağı güçlendirebilir. Washington, AKP’nin özellikle Afganistan’da Amerika’yla yapacağı işbirliğini zora sokacak aşırı dincilerle başa çıkmak için plan yapmaya başlamalı. AKP’nin din kanadı kolaylıkla raydan çıkabilir. Arap dünyasının Türkiye’nin AKP deneyiminden çıkarması gereken ders şudur: dincilik ideolojik bir güzellik yarışmasıdır, kazanan ise hep çirkin olandır.’

New York Times’tan Ross Douthat ise yazısında Amerika’nın Libya’yla savaşa girdiğini belirtiyor ve acilen yanıt arayan bazı soruları gündeme taşıyor. Douthat yazısına şöyle devam ediyor:

‘Libya’daki askeri amaçlarımız nelerdir? Birleşmiş Milletler’in aldığı karara göre Kaddafi’nin saldırı tehdidi altında bulunan sivilleri korumak amacıyla sadece hava operasyonları düzenleyebiliyoruz. Hava saldırıları, başarılı olma şansı bizim havadan vereceğimiz desteğe bağlı olan asilerin düzenleyeceği karşı saldırıların önünü açtı. Ancak asiler Trablus’ta başarısız olursa buna nasıl karşılık vereceğiz? Libya’nın doğusunda uçuş yasağını sürekli hale getirerek mi? Kaddafi karşıtlarına işlerini bitirebilmeleri için silah yardımı yaparak mı? Peki bu asiler tam olarak kimler? Belki Başkan Obama bu konuya bir açıklık getirebilir. Bombardımanı asilerin namına yaptığımız düşünülürse İslamci olmasalar iyi olur. Başkan Obama Libya’ya yapılan müdahalenin süresinin haftalarla değil günlerle ölçüleceğini söylemişti. Aradan bir hafta geçti bile. Peki Libya meselesi, Amerika’yı, öncelik vermesi gereken diğer sorunlarla ilgilenmekten alıkoyuyor mu? Suriye’de düşmanlarımız protestocuları vuruyor, Suudi Arabistan’da müttefiklerimiz muhalifleri eziyor, Yemen’de hükümet sallanıyor, İsrail’de şiddet eylemleri artıyor, Mısır’daysa Müslüman Kardeşler askeri hükümetle işbirliği içine girmeye başlıyor. Bu arada Irak’tayız, Afganistan’da militanlarla çatışma içindeyiz, İran’ı kontrol altında tutmaya çalışıyoruz.’

Washington Post ise Amerika’nın Brezilya’nın denizde petrol arama girişimine verdiği desteği değerlendiriyor. Başkan Obama’nın Latin Amerika ziyareti sırasında Brezilya’nın denizdeki petrol rezervlerini güvenli bir şekilde işletmesi için gereken teknoloji yardımı ve desteğini vermeye istekli olduğunu söylediğini hatırlatan gazete, Amerika’nın kendi arka bahçesinde istemediğini, başkasının yapmasına destek vermesinin yanlış olduğunu savunuyor ve şöyle diyor:

‘Başkan Obama’nın Brezilya’nın kıyılarında okyanus tabanını delme kararını memnuniyetle karşılaması, 1 Aralık’ta, Meksika Körfezi’nin doğusuyla Amerika’nın hem batı hem de doğu kıyılarında petrol arama çalışmalarını süresiz dondurma kararı vermesiyle ters düşüyor. Amerika’nın, Brezilya’nın kıyılarında petrol çıkarmasına destek vermede ve bu petrolü ithal etmede gösterdiği hevesi anlamak oldukça zor. Birçok şirket  Brezilya’ya sondaj ekipmanı ve hizmeti sunmak için sıraya girdi bile. Peki bu tutum Amerika’nın kendi sınırları dışındaki doğal hayata verdiği önem hakkında ne diyor?’

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir