İngiltere'den Basın Özetleri-BBC

NATO üyesi ülkeler, hafta başından bu yana devam eden tartışmaların ardından, Libya harekatının komutasını devralma konusunda anlaştı.

Guardian başsayfasından verdiği haberde anlaşmanın ayrıntılarını aktarıyor. Buna göre NATO hem uçuşa yasak bölge uygulamasının, hem de sivilleri koruma amacıyla şu anda ABD, İngiltere, Fransa koalisyonunun yürüttüğü harekatın komutasını devralacak.

Gazete uzlaşmanın, Fransanın Türkiyenin talepleri karşısında geri adım atması sayesinde sağlandığını aktarıyor. Türkiyenin, NATOnun tüm operasyonların komutasını almasında ısrarlı olduğu, Fransanın ise sivilleri koruma misyonunun mevcut koalisyon tarafından sürdürülmesinden yana olduğu hatırlatılmış.

Guardian bu anlaşma doğrultusunda, Türkiyenin tasvip etmediği operasyonları, NATO üyesi olarak veto kartını kullanmak suretiyle engelleyebileceğinin da altını çizmiş.

Esadın reform vaadi

Guardian, Suriye yönetiminin, şiddetlenen protestolar karşısında reform vaadinde bulunmasına ilişkin bir analize yer veriyor.

Çarşamba günü güneydeki Dera kentinde güvenlik güçlerince öldürülenlerin cenazesine binlerce insan katılınca, Şam yönetimi, protestocuların meşru taleplerinin ve 1963ten bu yana yürürlükte olan olağanüstü hal uygulamasının kaldırılmasını değerlendireceklerini açıkladı.

Ancak Guardiana göre bu, protestocuları tatmin etmeyecek. Beşar Esad yönetiminin geciktiğini belirten gazete şöyle devam ediyor:

“Geçen hafta olsa, belki sorun çözülebilirdi. Çünkü o günlerde Dera kentindeki protestocular, kentteki siyasi tutukların serbest bırakılması, mülk alım satımının izne tabi olmaması ve valinin görevden alınması gibi daha yerel talepler dile getiriyorlardı. Ancak hükümetin sert müdahalesi sonucu protestolar hem şiddetlendi, hem de ülkenin başka yerlerinde de rahatsızlık yarattı.”

“Mısır ve Tunustaki rejimlerin devrilmesi de, çok geç gelen ve yetersiz kalan vaatlerin sonucuydu. Suriyede de aynı şeyin yaşanıp yaşanmayacağını ise, bugün Cuma namazı sonrası için planlanan gösterilere katılım ortaya koyacak.”

Gatesten Suriye halkı ve ordusuna çağrı

Financial Times Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı Robert Gatesin Suriye halkı ve ordusuna yaptığı çağrıya yer veriyor.

Gates, Suriye halkından Mısırlıların açtığı yolda ilerlemelerini, ordunun da devrime destek olmasını istiyor. Bunun Suriyedeki durum ile ilgili Washingtondan şimdiye kadar gelen en sert açıklama olduğunun altını çizen Financial Times, Gatesin sözlerinin Obama yönetiminin görüşünü temsil edip etmediği konusunda kuşkulu.

Zira yönetimin, Orta Doğu söz konusu olduğunda rejim değişikliği beklentisini akla getirecek sözlerden uzak durduğunu hatırlatılıyor.

Financial Times başyazısında ise Batıyı Suriyedeki demokrasi yanlısı hareketleri desteklemeye çağırıyor.

“Uluslararası toplum şimdiye kadar Suriyeye yeterince baskı yapmadı. Oysa Arap dünyasındaki diğer demokrasi yanlısı hareketleri destekliyorlar. Suriyede de aynısını yapmalılar. Ülkenin İran ile ilişkileri ya da İsrail ile komşu olması onları caydırmamalı. Artık Arapların özgürlüğü pahasına istikrar satın alma devri sona erdi.”

İran ve İsrailin gözü Suriyede

Suriyenin İran ve İsrail ile ilişkileri meselesine, Times biraz daha yakından bakmış. Suriyedeki gelişmelerin bu iki ülkede yakından izlendiğini belirten gazete şu analize yer veriyor:

“Suriye rejimi Tunus ve Mısırdakilerle aynı kaderi paylaşırsa, Suriyenin bölgesel müttefiki İran ve Hizbullah, Hamas gibi gruplar ciddi bir stratejik darbe yiyecek. Suriye jeostratejik konumu nedeniyle, İran ile Hizbullah ve Haması birbirine bağlama işlevi görüyor. Böylece Tahran İsrailin kuzey sınırında etki sahibi oluyor. Ayrıca Şam Lübnanda da etkili. Hizbullahın silahlarının çoğu İran ve Suriyeden geliyor.”

Timesın Suriyedeki gelişmelerin İsraile olası etkilerini ise şöyle yorumluyor:

“Arap-İsrail sorununun en uzun süredir devam eden paradokslarından biridir: Suriye, İsrailin en büyük düşmanlarından biri olmasına karşın, işgal altındaki Golan Tepelerini de içine alan Suriye-İsrail sınırında, 1973teki savaştan bu yana pek silah sesi duyulmamıştır. İsrail hükümetleri Suriyenin İran ile ittifakına, Hamas ve Hizbullaha desteğine tepki gösterir ama, Şamdaki sert, seküler rejimi de alternatiflerine tercih ederler.”

“2004 yılında İsraildeki bir kabine toplantısında konuşulanlar bu hissiyatın en güzel ifaedesidir. Birinin Suriye rejimini devirmeyi önermesi üzerine dönemin başbakanı Ariel Şaron karşı çıkar ve ortaya çıkabilecek iki sonucun da İsrail için zararlı olduğunu dile getirir: “Ya Müslüman Kardeşler gelir, ya da Suriye bir demokrasiye dönüşür ve onunla barış yapmak zorunda kalırız.”

Arap Baharının İsraile etkisi

Independenttan Patrick Cockburn Arap coğrafyasındaki halk hareketlerinin İsraili nasıl etkileyebileceğini değerlendiriyor.

“İlk başlarda muhtemelen pek fazla etkilemeyecektir. Bir çok Arap ülkesi demokratik dönüşümün daha ilk aşamasında. Örneğin Mısır yıllar sürecek iktidar mücadelelerine sahne olabilir. Ancak uzun vadede görülecektir ki, İsrail Filistin ile barış için en büyük şansını, Mısır ile barış anlaşması imzaladığı 1979 sonrasında harekete geçmeyerek kaçırmıştır.”

“Arap ülkelerindeki ayaklanmaların çoğu seküler nitelikte. Bu da Hamasın ayağının altındaki zeminin zayıfladığı anlamına gelebilir. Ancak İsrailin çok da çıkarına değildir bu. Çünkü Hamas ve Hizbullah sayesinde, Filistinlilerin işgale direnişini şeytanlaştırma fırsatı yakalamıştır. Ayrıca İsrailliler zaten Müslüman Kardeşler gibi grupların pek de zayıflamadığından, ancak seküler gruplarla ittifaka girerek kendilerini gizlediklerinden şüpheleniyor.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.