Amerikan Basınından Özetler

Washington Post, Suriye’deki ayaklanmaları ve hükümetin verdiği karşılığı, zamanın Devlet Başkanı Hafız el Esat’ın 1982 yılında Hama kentindeki ayaklanmayı acımasızca bastırma girişimi ışığı altında değerlendiriyor. Hama’nın Arap dünyasında otoriter rejimlerin iktidarda kalmak için her türlü yola başvuracağının bir sembolü haline geldiğini hatırlatan gazete, 2011 ayaklanmalarında da bu sefer Esat’ın oğlu Beşir el Esat’ın aynı yönteme başvurduğunu yazıyor ve şöyle diyor:

‘Esat’ın güçleri Deraa’da geçen Cuma gününden beri 21 kişiyi öldürdü. Aralarında Tunus ve Mısır’ın da bulunduğu bazı Arap ülkelerinde protesto eylemlerini şiddetle bastırma girişimi geri tepti ve muhaliflerin daha da güçlenmesine yol açtı. Beşir el Esat’ın sergilediği gaddarlığın da geri teptiğine ilişkin işaretler mevcut. Deraa’da öfkeli kalabalık iktidar partisinin merkezini ateşe verdi. Pazartesi günü bir protestocunun daha öldürülmesi üzerine gösteriler iki kente daha yayıldı. Amerika ve Suriye’nin Avrupa’daki ortakları Esat’ın tavını cezalandırmalıdır. Sözlü kınama yeterli olmaz. Obama Yönetimi Deraa’daki katliama ilişkin uluslararası soruşturma açılmasını talep etmeli. Amerika Şam Hükümeti’ne yönelik yaptırımları arttırmalı ve en önemlisi 1982‘de Hama’da yaşananların tekrarının işe yaramayacağını göstermeli.’

Amerika’nın Ortadoğu’da ciddi bir imaj sorunu olduğunu kaydeden Christian Science Monitor ise, uzun yıllar boyunca bölgedeki diktatörlere destek vermenin ve Irak’ın işgalinin Amerika’nın bölgedeki etkisini azalttığını öne sürüyor. Ancak Ortadoğu’da devam eden demokrasi ve özgürlük arayışının Amerika’nın bölge ülkeleriyle olan ilişkilerini yeniden şekillendirmesi için kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu belirten gazete, bu konuda Başkan Obama’nın atması gereken adımları özetleyen dış siyaset uzmanı Adam Hinds’ın bir yazısına yer veriyor. Hinds, şöyle diyor:

‘Arap halkları, Amerika’nın bölgedeki baskıcı diktatörleri onyıllardır desteklediğinin farkında. Bu nedenle artık Arapların Amerika’nın politikalarını görmezden geldiklerini düşünmeyi bırakalım. Yurtiçinde demokrasiyi, yurtdışındaysa diktatörleri desteklemek bizi ikiyüzlü konumuna düşürüyor, Arap dünyasındaki itibarımızın altını oyuyor. Başkan Obama Soğuk Savaş sırasında bizim ideallerimizi paylaşmayan bazı liderleri desteklemek zorunda kaldığımız gerçeğini kabul etmeli, artık bu devrin kapandığını ve özgürlük arayışı içinde olan herkesin yanında olduğumuzu söylemeli. Amerika, yeni doğan Arap demokrasilerinden korkmamalı. Aksine saygı duymalı. İslam ve demokrasi bir arada olmaz diye birşey yok. Demokrasinin teşvik edilmesine ilişkin Dışişleri Bakanlığı projelerinin kapsamı genişletilmeli. Sadece askeri ihtiyaçlar için değil, sivillerin ihtiyaçları için de yardım sağlanması gerekir. Amerika bölgeye yılda 5 milyar dolarlık askeri yardım sağlıyor. Amerika, yardımı, çocuk ve gençlerin durumunun iyileştirilmesi yönünde yapmalı. Bölge halklarının temel siyasi ve kişisel hakları desteklenmeli. Amerika ayrıca bölgedeki varlığının askeri değil, daha çok sivillere yardıma yönelik devam edeceğini göstermeli. Araplar ve Kürtler arasında diyalog teşvik edilmeli. Kimileri, Amerika’nın bölgeden askeri odağını çekip daha çok insan haklarına yönelmesinin güvenliğimiz açısından tehlikeli olacağını öne sürüyor. Bu yanlış bir düşünce. Güvenlik, tehdidin doğacağı durumları ortadan kaldırınca sağlanır. İnsanlar iyi iş ve gelire sahip oldukları, iyi yönetildikleri sürece güvenlik de sağlanmış olur. Uzun vadeli güvenlik hiçbir zaman insan haklarının ihlali ya da kötü yönetimle elde edilemez.’

New York Times ise Libya konusunda müttefikler arasında anlaşmazlık olduğunu belirtiyor. Fransa’nın Libya’ya askeri müdahalede bulunma konusunda en istekli ülkelerden biri olmasının başta Amerika olmak üzere herkesi şaşırttığını belirten gazete, artık Sarkozy’nin bir adım geriye çekilip liderlik görevini NATO’ya devretmesi gerektiğini savunuyor ve şöyle diyor:

‘Sarkozy Libya’da liderliği NATO’ya devretme konusunda hazır görünüyor, ancak ayrıntıların bir an önce sonuçlandırılması gerekiyor. Fransa’nın Libya’ya müdahale konusunda başı çekiyor olması diğer katılımcı ülkelerle olan ilişkilerin gereksiz yere gerginleşmesine yol açtı. Askeri koalisyonun birlik olma zamanı geldi. Komutanın operasyon başlamadan önce belirlenmemesi sorumsuzca bir davranıştı. Elbette ki Sarkozy’nin Libya’da bir dünya lideri görüntüsü sergileme arzusunun ardında yatan nedenler var. Fransa Tunus’un acımasız diktatörüne bağlı kalarak barışçı demokrasi devrimini desteklemekte gecikti. Sarkozy hatasını telafi etmek ve Kuzey Afrika’da itibar kazanmak için Libya’yı bir fırsat olarak gördü. Fransa askeri müdahale konusunda bu kadar istekli olmasaydı Kaddafi güçleri Bingazi’de çoktan ilerlemiş olurdu. Bu adım tüm dünyanın gözünde Fransa’nın itibarını yükseltti. Ancak Sarkozy bu itibarı korumak istiyorsa artık geri çekilmelidir. Amerika Libya’nın hava güçlerini bertaraf etme konusunda önderlik etti. Ancak Başkan Obama Amerika’nın çıkarlarını göz önünde bulundurarak artık komutayı NATO’ya devretmek istiyor. Libya’daki demokrasi hareketinin iyiliği için doğru atılacak adım da budur.’ VOA

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.