BBC-İngiltere Basın Özeti

İngilterede yayınlanan gazeteler ABD, İngiltere ve Fransa öncülüğündeki koalisyonun Libyaya BM kararı doğrultusunda gerçekleştirdiği harekata geniş yer ayırıyor.

Bir çok gazete gibi Guardianın ön sayfasındaki fotoğrafta da, hava saldırısına hedef olmuş, yanmış, Kaddafi güçlerine ait zırhlı araçlar var. Hemen yanlarında da askerlerin cesetleri duruyor.

Bu birliklerin, isyancıların kalesi Bingaziye saldırdıktan sonra dinlenmek için kent dışına çıkan güçler olduğunu hatırlatıyor Guardian. İmha edilmelerinin ise kentteki muhalefet saflarında büyük sevinç yarattığını anlatıyor.

Buna göre Bingazideki isyancılar, hava harekatının amacını sivillerin korunmasından ziyade rejim değişikliğine yardımcı olmak olarak görüyor. Görüşleri aktarılan bir çok kişi, Batının Kaddafi devrilene kadar Libyadan ayrılmamasını talep ediyor.

Harekatın geleceği

Harekatın nihai amacının ne olduğu, bu konudaki muğlaklığın bir an önce giderilmesi gerektiği tartışması İngiltere basınında bir hayli hararetli.

Guardianın dış politika yorumcusu Simon Tisdall da, amacın sivilleri korumak olarak açıklanmasına karşın, gerçek niyetin rejim değişikliği olduğuna şüphe olmadığını dile getiriyor.

Kaddafinin de, bunu gayet iyi bildiği için daha da sertleşeceğini, sivil ölümleri gibi, özellikle Arap dünyasında bölünme yaratacak propaganda fırsatlarını da kaçırmayacağını vurguluyor Tisdall. En büyük tehlikeye ise şu satırlarla dikkat çekiyor:

“Bu kadar şeytanlaştırdıktan sonra, Batılı liderler Kaddafinin iktidarda kalmasına göz yumamaz. Ancak uzak durma sözü verdikleri işgal olmadan da, Kaddafi fiilen bölünmüş bir Libyanın batı ve güneyinin hakimi ve intikam yemini etmiş son derece tehlikeli bir lider olarak hayatta kalacaktır.”

Guardian sivilleri koruma-rejim değişikliği ikilemini ele aldığı başyazısında da, önümüzdeki günlerde ortaya çıkabilecek şu somut soruna dikkat çekiyor:

“Askeri güç dengesi isyancılardan yana değişince, hesaplar da değişmeye başlayacak. Kaddafi güçleri Trablusa gerileyecek. Bu durumda siviller ayaklanıp yönetimi devirebilir ve bu iyi bir sonuç olur.”

“Ama ya Kaddafinin yanında yer alıp savaşmaya karar verirlerse? O zaman ne olacak? Bu durumda BM kararının gereği, taraflar arasında ateşkes sağlanması gerekecektir. Bu da Kaddafinin iktidarda kalması demektir.”

Cenazelerde öfke patlaması

Financial Times bağımsız kaynaklarca doğrulanamadığından üzerinde fazla durulmayan bir açıklamayı bu başlık altında haberleştirmiş. Libyalı yetkililerin, koalisyon saldırılarında 64 kişinin hayatını kaybettiği açıklaması bu.

Bunlardan, üç sivil ve 23 askerin Trablustaki cenazesini haberleştiren gazete, ölenler arasında üç aylık bir bebeğin de olduğunu aktarıyor. Cenazeye katılanların söyledikleri, en azından bazı Libyalıların Kaddafinin yanında savaşma kararlılığını ortaya koyuyor.

Gazete başyazısında ise, harekata zemin hazırlayan Birleşmiş Milletler kararının çıkmasında büyük rol oynayan Arap Birliğinin tavrını eleştiriyor. Financial Times, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musanın, “Biz sivillerin korunmasına onay verdik, daha fazla sivilin ölmesine değil” açıklamasını şu satırlarla değerlendiriyor:

“Amr Musa yanılıyor. Açıklaması da sorumsuzca. Birleşmiş Milletler kararı sivillerin korunması adına gerekli tüm önlemler için yetki verdi. Uçuşa yasak bölge ilanının tek başına yetersiz olacağının teslim edilmesiydi bu. Batıyı harekete geçiren sebeplerle ilgili şüphe devam etse de, Arap dünyasında bir çok insan Kaddafiin devrilmesini Batı kadar istiyor. Bunda haksız sayılmazlar. Arap liderleri bu çabaya gereken maddi ve manevi desteği sunmalıdır.”

“Asıl sorun Kaddafi sonrası”

Cumartesi günü başlayan harekatın çok uzun sürebileceği, Libya liderinin bir şekilde uzun süre dayanacağı görüşü yaygın İngiltere basınında.

Ancak Independentın deneyimli Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn aynı fikirde değil. Cockburn Afganistanda Taliban, Irakta Saddam Hüseyin ordusu örneklerinde olduğu gibi, Libyada da Kaddafi güçlerinin kısa sürede dağılacağını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Libyada Afganistan ve Iraktakini andıran bir felakete neden olacak olan, Kaddafinin devrilmesinden sonraki aşamadır. Aynı sorun Libyada da yaşanacak. Güvenilir bir yerel müttefik bulmak zor olacak. İsyancıların sadece askeri açıdan değil siyasi açıdan da zayıf oldukları anlaşılmış durumda. Böyle olmasıydı, son anda böyle bir dış müdahaleye gerek olmazdı zaten.”

“Savaş zayiatları”

Amerika Birleşik Devletleri 1986da, Berlindeki bir gece kulübüne yönelik saldırıdan sorumlu tuttuğu Libya liderinin konutuna bomba yağdırmış, Kaddafi kurtulmuş ancak üvey kızı Hannah ölmüştü.

Independentın bir başka deneyimli kalemi olan Robert Fisk, yakınlardaki evi isabet alınca hayatını kaybeden 18 yaşındaki Raafa al Ghosaini hatırlatıyor. Fisk Amerikalı yetkililerin, önce evin Libya uçaksavarları tarafından vurulmuş olabileceğini açıkladığını, ancak üç hafta sonra sorumluluğu kabul ettiklerini belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

“Hep olduğu gibi kendi ölülerimizi hatırlıyoruz sadece. Libyalı, Lübnanlı, Afgan ya da Suriyelilerinkini değil. Biz mavi gözlüleriz önemli olan. Gerisi savaş zayiatı.”

Tek yol işgal

Daily Telegraphtaki bu yorumun altındaki imza, AKP iktidarının İrandan 25 milyon dolar aldığı iddiası tartışma yaratan Con Coughline ait.

Daily Telegraph bu haber nedeniyle özür dilemek zorunda kalmış, Coughlin de Erdoğana tazminat ödemeye mahkum edilmişti.

Yazar bu kez, Libya konusunda tek çözümün işgal olduğunu savunuyor. Kaddafinin devrilmesinin tek yolunun işgal olduğunu belirten Coughlin, Kosova ve Irak müdahalelerinin de uçuşa yasak bölge uygulamalarıyla başladığını, ancak Slobodan Miloseviç ve Saddam Hüseyinin ancak asker gönderildikten sonra devrilebildiğini dile getiriyor.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir