Deutsche Welle -Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa basınının ağırlıklı konularını Japonyadaki nükleer sızıntının ulaştığı tehlikeli boyut ve şiddet olaylarını bir türlü dinmediği Libyadaki son durum oluşturuyor.

İtalyadan Corriere della Sera gazetesi Batının Japonyadaki gelişmeleri büyük bir duygusallık içinde izlediği tespitinde bulunarak, bunu eleştiriyor:

“Japonların Fukuşima Nükleer Santralindeki nükleer erimeyi engelleyip, bu sayede  ülkelerini, deprem ve tsunaminin yolaçtığı etkinin tamamından çok daha büyük olabilecek bir felaketten korumayı başarıp başaramayacaklarını henüz bilmiyoruz. Burada, bir yanda Japonların takdire şayan davranışları ile diğer yanda Batının gelişmeler karşısındaki duygusal tepkisi arasındaki tezat dikkat çekiyor. Nükleer enerjinin tehlikelerine kafa yorulması, kesinlikle doğru bir tavır. Ancak bu yapılırken, mantığın ışığı kaybedilmemeli.”

İspanyanın sağ liberal El Mundo gazetesi Japonya ile ilgili yorumunda, Almanyanın gelişmeler karşısında takındığı tavrı masaya yatırıyor. Gazete Almanyanın faaliyette olan 17 nükleer santralinden 7sini geçici olarak devre dışı bırakma kararını, paniğe kapılma olarak yorumluyor:

“Japonyadaki durum huzursuz edici. Ancak insan uygarlığının sonu anlamına gelebilecek, dehşet kavramının burada kullanılması, uygun değil. Nükleer enerjinin tehlikeleri konusunda suskun kalınmamalı, ancak bu konuda abartılı davranılmasından ve felaket filmleriyle benzerlik kurulmasından da sakınılmalı. Japonyadaki deprem ve tsunami, binlerce insanın hayatına maloldu. Radyoaktif ışınlar ise şimdiye kadar can almış değil. Avrupa Birliğiden yetkililer, bu konuda itidali, muhafaza etmeli. Bereket versin ki, İspanyol yetkililer itidalli davrandı. Almanya Başbakanı Angela Merkel ise tam tersine, paniğe sevkediyor.”

Çek Cumhuriyetinin Lidove Noviny gazetesi de yorumunda, geçen yıl nükleer santrallerin faaliyet süresini uzatma kararı alan Alman hükümetinin Japonyadaki gelişmeler ışığında, nükleer enerji politikasından çark etmesini ele alıyor:

“Fukuşima, riskin sıfır olduğu bir enerji tedariğinin, mümkün olmadığını gösterdi. Ancak seçmenler sıfır risk istiyor. Alman hükümeti, nükleer santralleri kapatırsa, seçmenlerine bu sıfır riskten bir porsiyon sunma sözü vermiş olacak. Ancak böyle bir durumda, kömür üretiminin daha fazla teşvik edilecek olmasından dolayı risklerin tümüyle ortadan kaybolmadığını, sadece mahiyetinin değiştiğini seçmenlerden gizleyecek ve şu mesajı verecektir: Peki risklerin olmadığı bir hayat ister misiniz? O zaman böyle bir lüksün bedelini vergilerinizle ödeyin.”

Fransız Le Monde gazetesi ise bugünkü sayısında Libyadaki son durumu masaya yatırıyor. Gazete, istifa çağrılarına kulak asmayarak, isyancılara yönelik sert operasyonlar düzenleyen Libya lideri Mummer Kaddafinin elinin güçlendiği yorumunu yapıyor:

“Uluslararası toplum, Muammer Kaddafinin başkaldırıyı nasıl bastırarak, iktidarda kalmaya devam ettiğine seyirci kalacakmış gibi görünüyor. Geçen haftalarda raydan çıkan Libya rejimi, isyancılara dolaylı bir askerî  yardımın yapılması için hukukî bir temel oluşturmamış gibi görünüyor. Askerî müdahele küçük dahi olsa, daima büyük riskler içerir. Ancak Libya halkı için harekete geçilmemesi, daha da büyük tehlike anlamına geliyor. Nicolas Sarkozy haklı. Kaddafinin neleri yapmaya muktedir olduğu biliniyor. Bingazideki isyancıların güvence altına alınması için askerî bir jest yapılmalı.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu


Editör: Murat Çelikkafa

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.