Amerikan Basınından Özetler

Japonya’da yaşanan deprem ve tsunami felaketinin boyutları ve sonrasında meydana gelen nükleer tehdit, Amerikan basınında geniş yer buluyor. Washington Post yazarlarından Anne Applebaum, ‘Eğer Japonlar bile güvenli nükleer reaktör inşa edemiyorsa kim edebilir ki?’ sorusuyla başladığı yazısında, dünyanın gerçek nükleer felaket yaşamış tek ülkesi olan Japonya’daki nükleer tesislerin üstün teknoloji, titizlik ve hassasiyetle inşa edildiğini, ancak bunun bir felaketi önlemeye yetemeyeceğini vurguluyor. Yazının ayrıntıları şöyle:

‘Birkaç yıl önce Finlandiya’da bir Fransız-Alman şirketi yeni nesil nükleer reaktör inşaatına başlamış, son derece güvenli olacağı iddia edilen tesisin uçak çarpmasına dayanacak güce, çekirdek erimesine dayanıklı bir yapıya sahip olacağı açıklanmıştı. 2009 ‘da tamamlanması planlanan tesisin inşaatı hala sürüyor. Bu tesisin Avrupa’da nükleer enerji rönesansını başlatması planlanıyordu. Nükleer enerji Çernobil faciasından yıllar sonra revaçta. Nükleer reaktörler karbon üretmiyor. Reaktörlerde büyük bir kaza yaşanması olasılığı yüz milyonda bir. Ancak büyük felaketler koca bir ülkenin zehirlenmesine yol açabilecek kapasiteye sahip. Bu risklerden ötürü reaktör inşaatlarında hedef, kusursuzluk. Bu nedenle nükleer enerjinin maliyeti çok yüksek. Ancak maliyet sadece reaktör inşaatıyla sınırlı değil. Nükleer atıkların ve kirlenmenin temizliği, sağlık hizmetleri harcamalarının faturası hep kamuoyuna çıkarılıyor. Bu nedenle nükleer enerjinin gerçek maliyetinin üzerinde çok iyi düşünülmesi gerekiyor.’

Los Angeles Times da nükleer enerjinin zararlarının yararlarından fazla olduğunu öne sürüyor ve Amerika’daki nükleer enerjinin durumunu değerlendiriyor. Yazının devamı şöyle:

‘Zavallı Başkan Obama: enerji reformu konusunda Cumhuriyetçilerle ne zaman uzlaşmaya kalksa kirli ya da tehlikeli enerji kaynaklarını desteklediği her seferinde bir facia yaşanıyor ve bu politikaların ne kadar yanlış olduğu bir kere daha ortaya çıkıyor. Obama tam denizde petrol aramanın olumlu yanlarından söz ederken yaklaşık bir yıl önce Meksika Körfezi’ndeki sızıntı meydana geldi. Başkan’ın Amerika’da yeni nükleer santraller inşa etmenin bir gereklilik olduğunu öne sürdüğü sıradaysa Japonya’daki nükleer tehditle karşı karşıyayız. Bazen facialar insana çok şey öğretir. Nükleer santral inşaatları çok pahalı.  Riskler son derece yüksek. Amerika elektriğinin yüzde 20‘sini nükleer santrallerden elde ediyor. Bu tesislerin çoğu artık ömrünü dolduruyor. Belki doğal afet riski düşük iç bölgelerde yeni inşaatlara başlanabilir; o da Washington’un nükleer atık sorununu çözmesi şartıyla. Ancak fosil yakıtlara alternatif olarak yenilenebilir enerjiye yönelmek ve enerji verimliliğini arttırmak hem daha ucuz hem de daha güvenli.’

Christian Science Monitor ise Japonya’daki deprem ve tsunami felaketinin ülkede bazı reformları gerçekleştirmede itici güç olabileceğini öne sürüyor. 1976 yılında Çin’in sanayi kenti Tangşan’daki depremde 240 bin kişinin öldüğünü hatırlatan gazete, bu felaketin Mao’nun Kültür Devrim’ini sona erdirmede rolü olduğunu ve felaketten üç yıl sonra ülkenin dışa açılmaya başladığını vurguluyor. Yazının devamı şöyle:

‘Bu, her doğal felaketin bir yararı olacağı anlamına gelmiyor elbette, ancak bazı felaketler, ülkelerin uzun zamandır gözardı ettiği reformları gerçekleştirmesine, bazı önemli dersler edinmesine ön ayak olabilir. Japonya Başbakanı Naoto Kan halka birlik ve beraberlik çağrısı yaptı. Muhalefet bu çağrıya olumlu yanıt verdi ve özellikle deprem sonrası yeniden yapılanma için gereken acil fonların devreye sokulmasında işbirliği sözü verdi. Japon ekonomisi son 20 yıldır durgunluk yaşıyor. Çin ekonomisi geçen yıl Japon ekonomisini geçti. İç siyasetteyse skandallar yüzünden kutuplaşma yaşanıyor. Ülkeye yenilmişlik, umutsuzluk, keder havası hakim. Japonya, 1970‘lerin sonundaki ‘bir numara’ olmaktan çok uzakta. Ülkede ilk reform, doğruları söyleme konusunda yapılmalı. Örneğin yetkililer Fukuşima nükleer reaktöründeki sızıntı konusunda halka zamanında ve yeterli bilgi vermedi. Nüfusu hızla yaşlanan Japonya’da ayrıca mali reformlarında da hızla hayata geçirilmesi gerekiyor. Vergi gelirleri arttırılmalı. Bu büyük felaket Japonya’nın ihtiyacı olan yeniliklerin yapılmasında rol oynayabilir.’ voanews

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir