BBC-10 Mart İngiltere Basınından Özetler

Economist dergisinde, Ergenekon soruşturması kapsamındaki son tutuklamalar ışığında, Türkiyede basın özgürlüğünün değerlendirdiği bir makale yer alıyor.

Makalenin başlığı ise, Gazeteci olmak için tehlikeli bir yer

Yazı,” Türkiyenin ılımlı İslamcı Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisinin, Türkiyeyi bir ileri demokrasiye dönüştürdüğünü söyleyerek övünmeyi seviyor. Ama iki araştırmacı gazetecinin 6 Martta tutuklanması daha çok geriye bir adım gibi görünüyor.” ifadeleriyle başlıyor.

Eleştirileri susturmak için bahane

Çoğu Kürt, çok sayıda gazetecinin hapiste olduğunu kaydeden dergi, Avrupa Birliği ve Washingtonın bu durumdan kaygılı olduğunu, binlerce Türkün de protesto için sokaklara çıktığını anlatıyor ve şöyle devam ediyor;

“Soruşturma, her ne kadar tartışmalı özel mahkemelerde olsa da, sivillerin ilk kez muvazzaf generallerden hesap sormasını beraberinde getirdi. Ayrıca, ordunun bulanık geçmişine emsalsiz bir bakış sundu. Buna karşın, iktidar partisinin en büyük taraftarları bile, Şık ve Şenerin tutuklanması gibi sert taktiklere başvurulmasının, Ergenekon davasının meşruiyetini çökertmesinden kaygılı. Soruşturma başlayalı dört yıl oldu, ama hala mahkûmiyet yok. Bazı şüphelilere daha suçlama yöneltilmedi. Bazıları, soruşturmanın hükümeti eleştirenleri yakalamak için tam bir bahaneye dönüştüğünü söylüyor.”

Gülen Cemaatinin rolü

Dergi, tüm bu yaşananların ardından, bu tutuklamaların arkasında Gülen Cemaatinin bulunduğu görüşünü savunanlar olduğunu aktarıyor;

“Bazı çevreler, Pennsylvaniada yaşayan bir İmam olan Fettullah Gülenin liderliğini yaptığı, Türkiyenin en nüfuzlu İslami Cemaatinin bu tutuklamaların arkasında görülebileceğini söylüyor. Gülenciler “Saçmalık” diyor. Hareketleri yaygın bir şekilde ılımlı bir güç olarak görülüyor. Ama karşıtları, cemaatin devlete, özellikle de polise sızmasının, ordu ve başka yerlerdeki düşmanlarının peşine düşmeleri için tam serbestlik verdiğini iddia ediyor. ”

Dergi, Şenerin en çok, “Hrant Dink suikastında polisin suç ortaklığını belgeleyen kitapla” tanındığını belirtiyor.

Şıkın da tutuklandığında, Gülen cemaatinin güvenlik güçlerindeki etkinliğiyle ilgili bir kitap yayınlamak üzere olduğu kaydediliyor.

Savcının soruları

Savcı Zekeriya Özün gazetecilerin yazdıkları değil, “şimdilik açıklayamayacağı faaliyetleri” nedeniyle tutuklandığı yönündeki sözlerini aktaran Economist, buna karşın sızan sorgu metinlerinde Özün bazı kitaplarla ilgili sorular yönelttiğine dikkat çekiyor.

Dergi, bunlar arasında, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcının Gülencilere saldırdığı bir kitap da bulunduğunu vurguluyor.

Economist son olarak, İnsan Hakları İzleme Örgütünden Emme Sinclair Webbin, gizli kanıtlar nedeniyle müdafilerin tutukluluklarına itiraz edemediği yönündeki sözlerine yer veriyor ve Bu kanıtlar gizli kaldıkça, protestolar daha da yüksek sesli olacak gibi görünüyor diyor.

Financial Timesta, son dönemde Arap dünyasında yaşanan devrimlerin ardından, Türkiye ve Avrupanın oynayabileceği rolü değerlendiren bir makale yer alıyor.

Makalenin yanındaki bir karikatürde , Özgürlük, demokrasi ve adalet yazılı pankartlar taşıyan Araplara el uzatan bir Türk figürü görülüyor.

Türk siyasetçiler model olma fikrine mesafeli

Avrupa Birliğini temsil eden figürse, biraz korkmuş, biraz da şaşkın bir halde resmediliyor.

Philip Stephens imzalı makalede, Türk bakanların, Ankaranın, laik İslamla demokrasinin bir evliliği olma anlamında kendisini Arap dünyasına bir model olarak gördüğü değerlendirmelerine dikkatle yaklaştığını kaydediyor.

Ama Stephens, buna karşın İstanbulda katıldığı bir konferansta, bu anlamda bir gurur ve istek gözlemlediğini de anlatıyor.

Avrupa tehditleri görüyor

Avrupanın Arap dünyasında olan bitenlerde fırsattan çok, tehdit gördüğünü belirten yazar, Avrupalıların artan petrol fiyatlarından, Akdenizi geçebilecek milyonlarca göçmenden ve Avrupalı çiftçilerle tekstilcilerin Arap ürünleriyle rekabet edip edemeyeceğinden kaygı duyduğunu söylüyor.

Özetle, Avrupanın bölgede yeni doğacak demokrasilere yardımcı olması gerektiğini söyleyen yazar, görüştüğü Türk siyasetçilerin Avrupanın niyetlerinden şüphe duyduğunu belirtiyor.

Müzakereler üyelikten uzaklaştırdı

Stephens, bu tutumu anlaşılır buluyor ve beş yıldır süren tam üyelik müzakerelerinin, Ankarayı üyeliğe yaklaştıracağına, uzaklaştırdığını söylüyor.

Yazar, Brükselin Türk vatandaşlarına uygulanan sıkı vize rejiminde kolaylıklar için bile masaya oturmayı reddettiğini hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor;

Erdoğan Atatürkün mirasına itinasız davrandı

“Erdoğanın İslamcı partisi de son dönemde Mustafa Kemal Atatürkün laik demokratik mirasına itinasız davrandı. Bu yazki genel seçimler öncesi kamuoyu yoklamalarında büyük fark atan parti, basına karşı sert önlemler aldı ve mahkemeleri muhaliflerin gözünü korkutmak için kullandı. Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu da Arap dünyasının demokrasiyi kucakladığı bir dönemde, bu politikaların yarattığı ironiye dikkat çekiyor. Ama bütün bunlara karşın Avrupa, doğusunda Türkiye, güneyinde de mağrip ülkelerine bakıp, kendi şeytanlarıyla yüzleşmeli. Müslüman demokrasilerle el sıkışma zamanı.”

Fransa tarihten ders almamış

Fransanın, Libyada muhaliflerin oluşturduğu Ulusal Konseyi Libya halkının tek meşru temsilcisi olarak tanıması, geniş yer buluyor gazetelerde.

Independent yazarı Patrick Cockburna göre, bu karar Fransanın tarihten ders almadığını gösteriyor. Dikkat çeken satırlar şöyle:

“Fransanın birden Bingazideki isyancı liderleri bir tür hükümet gibi tanımasında ciddiyetsiz ve absürt bir şeyler var. Büyük ihtimalle, Nicolas Sarkozynin gelişmelere hakim olduğunu gösterme niyeti taşıyor. Ama ne yapacağını, diğer Avrupalı liderlerden daha çok bilmediği apaçık. İçsavaş yaşanan ülkelerde, seçilmemiş, kendi kendilerini atamış liderleri tanımak, örneğin İngilterenin Afganistan gibi bir ülkede en çok işbirliği yapma ihtimali olanları seçtiği 19. yüzyıl emperyalizmini hatırlatıyor. Bunun genelde bir bedeli olur. Dış güçlerin desteklediği liderler para ve silah elde edebilir, ama ülkelerindeki güvenilirliklerini artırması düşük ihtimal. Bu şekilde Libyada Kaddafi, muhalifleriyle yabancıların aldattığı enayiler diye daha kolay dalgasını geçebilir.”

İspanya ekonomisindeki olumsuz veriler

Guardian, ekonomi sayfalarında İspanya ekonomisinden gelen olumsuz haberlere geniş yer ayırmış.

Habere göre, kredi derecelendirme kuruluşu Moodysin ülkenin kredi notunu bir derece düşürmesinden sonra, İspanyol bankaları da kötü haberler aldı.

İspanya Merkez Bankasının ülkedeki bankaların şoklara dayanıklılığını ölçmek için yaptığı stres testi sonucu, bankalara bilançolarını düzeltmeleri için toplam 17 milyar Euroya ihtiyaç duydukları söylendi.

AB harekete geçmeyecek

Financial Times da, bu haberlerin yatırımcıları ürküttüğünü belirtiyor.

Gazeteye göre, Avrupa Birliği yetkilileri bugün Brükselde yapılacak zirvede bu konuda özel bir adım atılmayacağını söyledi.

Alman yetkililerin de Avrupa Birliği kurtarma fonlarının bu aşamada kullanılmamasında kararlı olduğu belirtiliyor.

Yaş büyütmek için rüşvet iddiası

Timesta, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconinin, 18 yaşından küçükken birlikte olduğu gerekçesiyle yargılanacağı Faslı Kerime El Mehrugla ilgili bir haber var.

Habere göre, Mehrugun Fastaki doğum yerinde görev yapan bir nüfus memuresi, iki İtalyanın Mehrugun doğum tarihini iki yıl geriye alması için rüşvet vermeye çalıştıklarını iddia ediyor.

Faslı memure, bunun karşılığında kendisine hatırı sayılır bir rüşvet önerildiğini söylüyor.

Berlusconinin avukatlarınınsa iddiayı gülünç diye tanımladığı belirtiliyor.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir