BBC 1 Mart basın özeti

Financial Timesın “Kaddafi hala halkını öldürme gücüne sahip” başlıklı analiz haberinde, gözlemcilerin, Kaddafinin seçeneklerinin gün geçtikçe azaldığı ancak hala askeri seçenekleri olduğu ve Libya nüfusuna büyük zarar verebileceği görüşüne yer veriliyor.

Yakın zamana kadar Libyanın Arap ligi elçisi olan Abdel-Monem al-Houninin rejimin stratejisinin Trablusu korumak olduğunu görüşüne de haberde yer veriliyor.

Ancak Houni, Kaddafinin asıl stratejisinin şehirlerin kontrolünü elde tutmak değil, protestocuları müzakere etmeye ikna etmek üzere korkutmak olduğunu da söylüyor.

Haberde, çaresiz kalan Kaddafinin kimyasal silah da kullanmayı düşünebileceği, uluslararası anlaşmalar sonrasında kimyasal silahlarının çoğundan vazgeçen Libyanın hala hardal gazı stoğuna sahip olduğu da belirtiliyor.

İsyancılara uluslararası yardım

Guardianın Bingaziden bildiren yazarı Martin Chulov da, isyancıların Kaddafiye oranla çok daha az silahlanabildiğini yazıyor.

İsyancı güçlere katılan albay Hamid Belkhai, Cholova “Kaddafinin geride bıraktığı silahlar, hala sahip olduklarına oranla çok az” diyor.

Haberde, isyancı güçlerin Kaddafiyi düşürmek için uluslararası yardımı kabul etmek zorunda kalabileceklerini göz önünde bulundurmaya başladıkları da belirtiliyor.

Guardian, sayfalarında uluslararası toplum tarafından dile getirilen yaptırımlardan biri olan Libya hava sahasının uçuşlara kapatılmasının ne anlama geleceğine de yer veriyor.

Yaptırımın amacının Kaddafi ve destekçilerinin muhalif güçlere saldırmasını önlemek olacağı, zaman içerisinde kapsamının genişletilebileceği belirtiliyor.

Haberde ayrıca, böyle bir yaptırımın yasal temelinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı olacağı yazılıyor.

Böyle bir yaptırımın yaratabileceği sorunlar arasında ise, ülkedeki karışıklık nedeniyle yanlış hedeflerin seçilmesi sayılıyor haberde.

Gazete başyazılarından birini ise, uluslararası müdahalenin sınırlarına ayırıyor.

Uluslararası toplumun, Arap coğrafyasındaki devrimler karşısında iyi bir sınav veremediğini söyleyen başyazıya göre, yaşananlardan alınması gereken üç ders şöyle: “Birincisi, devrimler onları yapan halklara aittir. Bu halklar dışarıdan müdahale istemiyor. Ancak Orta doğudaki değişikliklerin sahiplenilmesi, uluslararası eylemleri anlamsız kılmıyor. Samimi uluslararası koalisyonlar ve insan hakları konseyi gibi kurumları yeniden keşfetme süreci son derece anlamlı. İkincisi, bu devrimler yeni başladı ve eski isimlerin resim dışında kalması süreci devam ediyor. Üçüncüsü ise, siyasetin dönüşmesi İslamcı ya da batılı dış etkilerin dışında gerçekleşecek.”

Blair-Kaddafi gizli askeri anlaşması

Daily Telegraph,eski İngiltere Başbakanı Tony Blairin bu sıfatla yaptığı son yurtdışı gezisinde Muammer Kaddafiyle imzaladığı gizli anlaşmaya ulaştığını yazıyor.

Gazetenin aktardığına göre, iki lider arasında imzalanan anlaşma, savunma alanında geniş bir işbirliği öngörüyor.

Bu işbirliğine özel askeri birliklerin ve sınır güçlerinin eğitilmesinde işbirliği yapılması, NATO ve AB askeri kurumlarıyla bilgi alışverişi yapılması gibi alanların da girdiği haberde belirtiliyor.

Habere göre, iki ülkenin üzerinde anlaştığı diğer konular ise, “karşılıklı uzman ziyaretleri, askeri eğitim ve bilim konusunda yazılı malzemenin paylaşılması ve geliştirilmekte olan askeri kavramlar üzerine bilgi paylaşımı ve ortak tatbikatlar.”

Mısır Mübarek için cezaevi oldu

Mısırdaki son durumu sayfalarına taşıyan Times gazetesi ise, malvarlığı dondurulan Mübarek için ülkesinin bir cezaevi haline geldiğini yazıyor.

Timesa açıklama yapan Mısır Kişisel Haklar Girişiminin başkanı Hosam Bahgat, Mübarek ve ailesinin malvarlığı ve ülkeden çıkışına getirilen kısıtlamaların doğru yönde atılmış bir adım olduğunu söylüyor.

Bahgat, yaşananlar ile ilgili endişelerini ise şöyle anlatıyor: “Her sabah yeni bir grup ismin soruşturma kapsamına alındığını şaşkınlıkla öğreniyoruz. Bu yargılamalar neden oluyor anlamıyoruz, süreç daha sistematik ve şeffaf olmalı.”

Türk İslamcılığının kırk yıllık lideri: Erbakan

Guardian, anma yazılarından birini 27 Şubat tarihinde hayatını kaybeden Necmettin Erbakana ayırmış.

Yazıda öne çıkan cümleler şöyle: “Kıvrak zekalı bir siyasetçi olan, halk deyişleriyle bezeli diliyle, Necmettin Erbakan kırk yılı aşkın bir süre boyunca Türk İslamcılığının önderliğini yaptı. Bu süre boyunca, hareket marjinal bir grup olmaktan çıkıp ana akım Türk siyasetinin bir parçası oldu ve zamanla merkez-sağ ve merkez-solun yerine geçti. Ancak yerine daha genç ve modern liderlerin geçtiği Erbakan, Türk İslamcı hareketinin nihai başarısının bir parçası olmadı.”

Erbakanın Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara gelmesi ve iktidarda kalmasının koşullarının yaratılmasında en önemli aktör olduğu da anma yazısında söyleniyor.

Erdoğanın Almanya çıkışı oy amaçlı

Gazetenin iç sayfalarında ise, Berlinden yazan Helen Pidd, Erdoğanın Almanyadaki Türk göçmenlerine yaptığı konuşmayı değerlendiriyor.

Değerlendirmede öne çıkan noktalar şöyle: “Erdoğanın müdahalesi yalnızca Türklerin Avrupada yabancı düşmanlığının artığı algısı ve rahatsızlığının bir yansıması değil, aynı zamanda oy kazanma girişimiydi. Türkiyede Haziran ayında genel seçimler yapılacak ve ilk defa yurtdışında yaşayan Türkler, konsolosluklarda oy kullanabilecek. 2 milyon seçmen nüfusuyla Almanyada İstanbul, Ankara ve İzmirden sonra en büyük seçim bölgesi.”

Türk otomotiv sektörü büyüyor

Financial Timesın Şirketler ve Pazarlar ekinde yer alan Türkiye haberine göre ise, “çok yakında New Yorkta taksi çevirenler, küresel otomotiv yapım merkezlerinden Detroit, Japonya ya da Almanyada değil, Türkiyede yapılan bir araca biniyor olabilecekler.”

Haberde, 2014 yılı itibariyle, şehrin 13 bin 200 taksisinin aynı model olacağı, yeni taksinin modelinin belirlenmesi için yapılan oylamada, Türk firması Karsanın önde gittiği yazılıyor.

Ancak Karsanın anket liderliğinin, “Türklerin internet anketlerine katılmakta çok istekli olduğu”nu düşünenler tarafından şüpheyle karşılandığı da haberde belirtiliyor.

Aynı sayfalarda yer alan analiz haberde ise, Karsanın taksi ihalesinin Türkiyenin canlı otomotiv sanayinin bir yansıması olduğu, ihraç miktarının 2003ten beri iki katına çıktığı vurgulanıyor.

Türkiyenin hala uluslararası alanda ilgi çeken bir araba markasının olmadığına da dikkat çeken analizde, Karsanın da İran ile iş yapmakla suçlandığı yazılıyor.

Karsanın artık doğu komşusuna ihracat yapmadığını söylediği de ekleniyor. (bbc)

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir